30 Ağustos 2014 Cumartesi

Ziplenmiş Karadeniz Turu! Bir daha aslaaa.... Gün4

Berbat bir gecenin ardından çok güzel bir güne uyandık. Zigana Dağı'nın manzarası müthişti. Otel de konsept olarak güzel ama özensizdi malesef.




Kahvaltıda turdaki başka kişilerin de rahatsızlandığını öğrendik. Orada bir bitki karışımı yaptılar ve hasta olanlara verdiler. Pek işe yaradığı söylenemez. Çünkü Trabzon'da arkadaşım ve diğer arkadaşımın oğlu acile gidip serum almak zorunda kaldılar.

 Zigana geçidinden manzara


Sütlaç yediğimiz mekan

Berbat kokulu ve pis otobüsümüze binip Zigana geçidine hareket ettik. Orada fotoğraf alıp gerisin geri dönüp Hamsiköy'ün meşhur sütlacından tatmak için mola verdik. Ben beğenmedim diyeyim. Damak meselesi.

Sonra Sümela'ya devam ettik. Manastıra iki farklı yol çıkıyor. Ya en aşağıdan patikayı takip ederek çıkarsınız ya da belli bir yere kadar minibüsle çıkabilirsiniz. Biz yine minibüsle bir yere kadar çıktık. Şahsi taşıtlar da buraya kadar gelebiliyordu ama bayram nedeniyle epey kalabalıktı ve aslında bu kısıma araba çıkarılmasa daha doğru olur diye düşündük. Kaos resmen.

 Babasının omuzunda tırmanan Peri'ye hava hoş tabii :)



 Duvar resimleri malesef çok zarar görmüş. Özellikle yüzler tahrip edilmiş.
Bu kadar tarih ve sanat düşmanı olmasak keşke :(




 Yine buldu kendine göre kapılar, oyuklar, çıkıntılar :)






 Bir de poz verme meraklısı oldu ki gel de şaşırma o.O


 Ben de fırsat buldukça makro denemeleri yaptım tabii :)


Yukarı çıkmadan görüp inişte yeriz dediğimiz cips patates. Hemen oracıkta kabuklarıyla kesip kızartıp veriyorlar. Böyle bir kaçtane yedik itiraf edeyim hadi :P

Sümela'yı gezdikten sonra artık Trabzon'a dönüp öğle yemeği yedik ve Ayasofya Kilisesi'ni gezdik. Artık cami olmuş tabii.





 "Üstte" yazabilselermiş eyiymiş. Bütün levhalarda böyle bi de :(




 Dışarıyı gezdikten sonra içeride namaz kılınan yerin yanından geçerek iç mekanda ziyarete açık bu alana geldik. Tavan resimlerinin detaylarını dinledik. Peri de bayaa oturdu dinledi kuzum :)


Oradan da Atatürk Köşkü'ne çıktık. Çok güzel bembeyaz bir ev ama restorasyonda olduğu için sadece bahçesini gezebildik. Mübadelede asıl sahipleri göç etmek zorunda kaldığı için devlet satın almış ve daha sonra Atatürk'e hediye edilmiş bu ev. Ölümünden sonra kardeşine kalan evi Trabzon belediyesi satın almış ve müze yapmış.


Trabzonda serbest 2 saatimiz vardı ama biz çok yorgunduk ve arkadaşlarımız hastanedeydi. Bir kafeye oturup bir şeyler içtik dinlendik. Sonra da buluşma noktasında otobüse binip havaalanına gittik. Yarım saat rötardan sonra nihayet uçakta gece 1.5 civarı da evdeydik.

Bir daha Karadeniz'e turla, hele de Jolly Tur'la gidersem beni eşekler kovalasın. O kadar!!!

Bittuu daa :)

Hiç yorum yok: